Konyaspor – Fenerbahçe Maçı Üzerine

Sokaktan geçen 75 yaşındaki bir amcaya “Aykut Kocaman mantalitesine sahip iki takım soğuk bir kış akşamında Konya şehrinde karşı karşıya gelirse sonuç ne olur?” diye sorsak çok büyük bir ihtimalle “Varını yoğunu sat, X/X oyna yeğen!” cevabı alırdık. Öyle de oldu gerçekten.

23 Aralık 2017 tarihinde oynanan Konyaspor – Fenerbahçe maçında, kontrollü oyun ve sonuç üretmese de topa sahip olma amacıyla dolanan 22 tane adam vardı sahada. Aykut Kocaman’ın sahaya sürdüğü ilk 11 karışık tepkiler ile karşılandı. Valbunea’nın ilk 11’de kendine yer bulması nereden baksan mutluluk verici bir olaydı bizler için. Evet, Valbunea bu takım içinde farklı olan tek insan belki de, beklenmedik şeyler yapabilen, bir çalımı ya da bir uzun pası ile tribünde bir uğultu kopartabile adam, başka yok böyle bir adamımız. Ancak karakterli (!) ve ilkeli (!) teknik direktörümüz kendisini yedek kulübesinde bekletiyor haftalardır. Öyle bir duruma gelmiştik ki hatta, geçen hafta 45 dakikalık oyuna sıkıştırdığı 1 asist ve 1 gol ile çevirdiği maça rağmen bugün herkes yedek kulübesinde maça başlamasını bekliyordu. (Çünkü, Aykut Kocaman)

Bir diğer sürpriz, orta sahada genç Oğuz Kaan ile başlaması oldu. Oğuz’un bu denli kritik bir maçta görev alması kendisine olan güvenin bir göstergesi, bu bakımdan olumlu buluyorum ancak her tercih bir vaz geçiştir ve vaz geçilen Ozan Tufan ismi farklı hisler ve fikirler doğurur oldu artık. (Bu konuya biraz sonra tekrar değineceğim.)

Herkesin beklediği gibi oldukça zevksiz bir şekilde ziyan edilen ve 0-0 biten ilk 45 dakika sonrasında Aykut Kocaman Soldado’yu sahaya sürdü. Buna rağmen tribünde ve televizyon başındakilerin bir gol seyretmesi için olağan dışı bir şey olması gerektiği aşikardı. Isla da bu noktada herkesin imdadına yetişti. Isla’dan asla beklenmeyecek son derece acemi bir hataydı. (Bizim de kaderimiz bu, kimi sevsek öyle ya da böyle elimizde kalıyor.)

Golü yedikten sonra takım reaksiyon gösterecek mi diye beklentimiz tabii ki vardı ama Aykut Kocaman ve bize kabul ettirmek istediği bu silik, kısır futbola yönelik homurtularımız daha da ağar basıyordu. Twitter ve WhatsApp gruplarında isyan bayrağını açmak üzereydik ki, işte bu anlarda da Valbuena’nın muhteşem kullandığı bir diğer duran top imdadımıza yetişti. Golü atan Mehmet Topal oldu ve iki hafta üst üste gol atma başarısını göstererek skoru 1-1 yaptı. Bu sene duran toplardan 9 adet gol bulmuşuz ve bu istatistikte ligin tepesindeki ilk 3 takımdan biriyiz. Aykut Kocaman adına olumlu söylenebilecek ender şeylerden biri, çok daha ölümcül kullanmaya başladığımız duran toplar olduğu söylenebilir.

Golü atan kişi, Osmanlıspor maçı sonrasında ettiği istifadan dönen Aykut Kocaman’ın bir anda sorumluluk verdiği, bir değişik adam Mehmet Topal. İyi bir kesici mi? Hayır. İyi şutları var mı? Yakınından geçmez. Öldürücü ve anahtar paslar atabilir mi? Olası değil. Ancak ilk 11’in değişmez ismi oluverdi. Kulübeye gitmek zorunda bırakılan isim ise Ozan Tufan oldu.

Ozan Tufan
Ozan Tufan, 2017 – 2018 sezonunun ilk yarısında Fenerbahçe’nin ayakta kalan ve potansiyel gösteren belki de tek oyuncusuydu.

Bunu durum basit bir “Kazanan takımı bozmak istemiyorum” masumiyeti ile geçiştirebileceğimiz bir halden çıkmaya başladı. Zira Aykut Kocaman’ın Osmanlıspor maçı sonrasında kulübeye mahkum ettiğim Ozan Tufan bu yıl ligde oynadığı 9 maçta 3 gol 1 asistlik performans göstermiş ve bu maçların 2’sinde de maçın adamı statüsü ile 90 dakikayı tamamlamış bir konumdaydı. Tribünde Ozan’ın çok kötü zamanlarına şahit olup sabır eden bizler bu yılki yaptığı aşamadan oldukça memnunduk. Ancak ne olduysa Osmanlıspor maçı sonrasında devre arasında yaşandığı artık gün geçtikçe açık bir hale geliyor diye düşünüyorum.

Zira, dürüstlüğü ve lafı dolandırmadan net cevaplar vermesi ile ünlü hocamız Aykut Kocaman, kendisine Ozan Tufan ile ilgili yöneltilen soruya şu cevabı verdi:

“Bir takım şeyleri bir araya getirerek, bir takım kararlar veriliyor. Ozan Tufan bir anlamda da bizim iç meselemiz. Tabii ki söyleyeceğimiz şeyler var ama, her şeyin de açıklanması gerekmiyor.”

Nasıl yani? Ozan Tufan’ı formsuz olduğu için ya da taktiğine uymadığı için değil bir iç mesele yüzünden mi oynatmıyorsun? Bu ‘iç meseleni’ de açıklama gereği hissetmiyorsun öyle mi? Oyuncusunu bu denli saçma bir durumda bırakan bir hocaya uzun zamandır rastlamamıştık sanırım. Ne yapmış olabilir? Tesislerde alem yaparken mi yakalandı? Kara para mı akladı? Bahis mi yaptı nedir, nasıl bir iç mesele olabilir ki bu yılın Fenerbahçe adına yükselen değeri 22 yaşında bir box-to-box midfielder kesilip de Mehmet Topal’a mecbur bırakılmış olabiliriz? Taraftar ve kombine sahibi biri olarak bu sorunun cevabını bilmek istiyorum. Ek olarak, Ozan Tufan’a da bu saatten sonra düşen, kendisini alenen töhmet altında bırakan hocasına karşı bir basın toplantısı yapmak ve aralarında geçen durumu kamuoyu ile paylaşmaktır.

1-1’den sonra rakip kaleye yüklenmeye başladık ancak saman alevinden de çok öteye gidemedik. 80′ – 90′ arasında son eforumuzu da sahaya koyup oyunu Konyaspor alanına yığdığımızda da arka arkaya net golleri kaçırmaya başladık. Alper… Valbunea ve daha çok da Fernandao… Şans yanımızda olsaydı eğer 3 puanı cebimize koyup İstanbul’a dönmemiz içten bile değildi ancak bunu başaramadık. Şans faktörünü ortaya koymak demek değildir ki Aykut Kocaman’ın Fernandao’yu 86’da sahaya atmasını eleştirmeyeceğiz. 1-1 giden oyunda Fernandao’nun çok daha önce sahaya girmesi ve oyunu karşı kaleye yıkma stratejimizi uygulamaya daha önce başlamalıydık.

Sonuç olarak, geri dörtlüsü tamamen değişerek çıktığımız Türkiye’nin son kupa ve süper kupa galibi Konya deplasmanında 1 puan ile dönmek, kağıt üzerinde fena değil gibi gözüküyor. Olayı tatsız hale getiren, gündüz seansında Beşiktaş’ın Sivas mağlubiyeti. Bu kaçırılma lüksü olmayan bir durumdu. Bir diğer tatsız olay da Fatih Terim’in dönüş haftasında hem Beşiktaş’ın hem de Fenerbahçe’nin puan kaybetmesi oldu. Galatasaray’ın yarın alacağı olası bir galibiyet ile devre arasına inanılmaz moralli bir şekilde çıkacağı aşikar.

Screen Shot 2017-12-24 at 00.10.09.png

Devre arasına 33 puan ile giriyoruz. Önümüzdeki ikinci 17 maçlık periyotta ilk devredeki performansımızın mutlak suretle üzerine çıkmak zorundayız. Kolay değil, hem de hiç.  Transfer döneminde takıma katılacaklar da pek tabi önem arz ediyor. Bir sol beke ekmeğe suya ihtiyaç duyduğumuz kadar ihtiyacımız var ancak bu transferler gelse de çok karanlık bir tünele doğru gidiyoruz. İlk 3 deplasmanımız Trabzonspor, Başakşehir ve Beşiktaş.  Yani öyle bir durum var ki, 4 Mart 2018 tarihinde Kadıköy’de oynanacak Akhisar maçına nasıl bir durumda çıkacağımızı ben çok kestiremiyorum. Şaka değil, belki de o maçta kulübede Aykut Kocaman bile olmayacak.

Sonunda Ali Koç’a kavuşacağımız bir ikinci yarı geçirmek dileği ile, ilk yarıyı kapatıyorum kendi adıma.

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer