Normalleşme ve Ritüeller

COVID-19 sonrası normalleşme sürecinin ilan edildiğinden beri gördüğüm, duyduğum, okuduğum tüm şeyler bana ileri derecede anormal geliyor. İki seçenek var – ya gerçekten bu yaşananlarda bir sıkıntı var ya da benim için normallik kavramı anlamını yitirmiş. Hayatıma her şeyin birbirine geçmiş olduğu bu belirsiz, gri alanda devam edeceğim. Zihnimden geçenleri – hafif dağınık bir şekilde- klavyeye dökelim…

Geçtiğimiz haftasonu için sokağa çıkma yasağının kalkacağı bekleniyordu zaten. Açıkçası dışarı çıkıp normal bir Haziran akşamı gibi Bahariye’den Moda’ya kadar yürüyüp Belfsat’ta bir bira içmenin planları içinde değildim. Zihnime böyle şeyler düşünmesi için izin vermiyorum. Çünü her ne kadar son derece evcimen bir insan olsam da; sıcak bir yaz akşamı Kadıköy sokaklarında çeşitli insan grupları arasından geçerek yürümeyi; nispeten tenha oturup konuştuğunda birbirini duyabileceğin bir barda arkadaşlarla beraber sohbet edip soğuk bir bira içmeyi, biranın yanında da müessesenin “susasınlar da hunharca bira söylesinler” diyerek tuzu dibine kadar bastıkları patlamış mısırı yemeyi çok özledim. 33 yaşımın Nisan ve Mayıs ayları asla geri dönmemek üzere yokluğa karıştı ve bu gibi hayallere dalmak, yitip giden zaman ile ilgili hiçbir kontrolümün olmadığını bana hatırlatıyor ki bu çok üzücü.

Yine de akşam üstü Caddebostan sahilde bir yürüyüş yapma fikri çekici geliyordu. Güneş inmeye yüz tutarken Özlem ile el ele, kalabılakların etrafafını geniş alarak, usulca yürüyüp deniz havasını içimize çekeriz bir 1 saat kadar diyordum, ve bu bize çok iyi gelirdi. Cuma sabahı; gece 1 sularında sokağa çıkma yasağının ilan edildiği haberi ile uyandım. (Anormallik 1) Haftalardır zaten rutin ve çok tahmin edilebilir bir sokağa çıkma yasağı rutinimiz varken neden gece yarısı böyle ani bir karar alma ihtiyacı hissedilmiş olabilir? Başlı başına işkillenme sebebi. Sonrasında insanlar bu ani gelen karar karşısında yine son dakika alışveriş için marketlere doluşmaya başlamışken, sayın cumhurbaşkanımızın Twitter’dan (Twitter?) yaptığı o çok samimi bildiri: halkımızın zorluk yaşamasına içim razı olmadığı için alınan bu kararı kaldırdım. Son derece şeffaf, son derece samimi ama bir o kadar da sürreal? (Anormallik 2). Cumhurbaşkanımızın gönlünden kopan bu zengin izinden yana mı olmak lazım yoksa bir şekilde durumu inceleyerek belirli bir aciliyet hissi ile gece yarısı sokağa çıkma yasağı ilan etme ihtiyacı hisseden insanların, akil adamlardan yana mı olmak lazım? Zor soru.

Ne zoru ya, tabii ki değil. Bu hafta sonu da sokağa çıkmamanın daha iyi olacağı gün gibi açık hale geldi bizim için. Günlerimi yine PlayStation, Netflix, Çizgi Roman, Twitter, Reddit, Kitap Okuma arasında mekik dokuyarak geçirdim. Cumartesi akşamı yıllar yıllar sonra Pulp Fiction’ı tekrar seyrettim. Tekrar hayran oldum. Gerçekten iyi yazılmış diyaloglar ve sürükleyici bir hikaye benim için bir filme tapmam için hemen hemen yeterli. Non-lineer bu hikaye anlatımı ile anında kült olan bu filmi 1-2 yılda bir tekrar seyretmek şart bence. Her seferde alınan tat ve fark edilen dokunuşlar müthiş keyif veriyor. (Cumartesi akşamından beri duruma uyan her anda zihnimde Samuel L. Jackson’ın correctomundo! demesi yankılanıyor mesela)

Pazar sabahı uyanıp da gece ne olmuş diye Twitter’a girdiğimde ise gördüklerime inanamadım – Moda sahilden, Caddebostan sahilden, İzmir Konak meydanından çekildiği iddia edilen görüntülerin sahte, eski tarihli olduğuna inanmak istedim ve bu yönde mesajlar aradım hızı hızlı ama yoktu. (Anormallik 3) Evet, ben de sıkıldım ve ben de dışarı çıkmak istedim ancak fotoğraflardakine benzer bir kalabalığı 1 KM öteden görmem bile yapmış olduğum plan her ne ise o anda çöpe atarak gerisin geriye eve gitmem için yeter de artardı. Bu insanların gerçekten motivasyonu neydi ki acaba? Yani yaşanan bunca şeyden sonra, nasıl bir anda bu kadar hızlı bir şekilde normale dönebildiniz? (Anormallik 4) Nasıl o kadar dipdibe oturabildiniz? (Anormallik 5) Nasıl gecenin körüne kadar göbek atabildiniz? (Anormallik 6 – böyle devam ediyor…)

Pazar gününü de yine tahmin edebileceğiniz gibi evde geçirdim. Biraz daha az PlayStation biraz daha Netflix. PlayStation tarafında Horizon Zero Dawn’ı oynuyorum bu aralar – biraz yıllanmış bir oyun olsa da oynaması müthiş zevkli. The Last of Us Part 2’nin çıkmasına sayılı günler kala vaktimi iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. Netflix’de ise Community 3. sezon bitti. Bunca zaman neden seyretmemişim ki, gerçekten yazık. Troy and Abed in the moooooornink.

Alışkanlıklar, Ritüeller ve diğer şeyler

Alışkanlık edinmenin önemine her zaman inanmışımdır. Alışkanlık edinmenin kalbinde yatan şey de yaptıklarını kayıt altına almak. Xiamoi’nin akılı tartısını aldı Özlem, geçen hafta geldi ürün. Tartıldığın zaman kilon ile berber ve vücut kitle endeksi ile ilgili bilgileri (yağ, kas, protein, su vb) de ölçüyor ve ölçtüğü bilgileri bluetooth ile telefonuna aktarıyor. Diyetisyenim ile devam ettiğim kilo verme serüvenimin 4. haftasındayım. Yediğim her yemeği fotoğraflayarak bir yemek günlüğü oluşturuyordum zaten. (Bunu Notion uygulamasında yapıyorum. Orada da iyi bir setup’ım var, bir gün anlatayım.) Görüşmelerde sağlıklı bir retro yapma şansımız oluyor böylelikle. Öğünler ile ilgili geri bildirimler, yemek önerileri vs de alabiliyorum. Hem de ayrı bir disiplin yaratıyor. Bunun yanına akıllı tartı sayesinde kilo ve vücut bilgilerimi de düzenli olarak kayıt altına almayı da ekleyince birbirlerini çok güzel tamamladılar. Su alımım ile ilgili de WaterMinder uygulamasını kurdum tekrardan. Uyku düzenim ile ilgili de Sleep Cycle uygulmasını kullandığımdan burada bahsetemiştim. Eh yaklaşık 3 yıldır Apple Watch sahibi olduğum için attığım adım ve hareketim de kayıt altında zaten.

Yani özetle, şu anda gerçeten iyi bir düzen kurduğumu söyleyebilirim. Yediklerime, içtiklerime, kiloma, uyku düzenime dikkat ediyorum. Etmeye çalışıyorum. Bunları ayrıca düzenli olarak kayıt altına alarak kendimi disipline etmeye çalışıyorum. Tek eksiğim spor. Bu alışkanlığı da hızlıca edinmek istiyorum açıkçası. Nike Training Club’ın uygulamasını kullanmaya başladım ama bazı yerlerde gereğinden fazla zorlanıyorum saki. Bilmiyorum, belki de hamlıktandır ve devam ettikçe açılırım. Göreceğiz 🙂

Bu tarz motivasyonlar genelde geçici olur ama kalıcı hale getirmek için elimden geleni yapacağım. Zira normalleşme dediğimiz şeyin, tüm bu olanlardan sonra hiçbir şey olmamış gibi bir geriye dönüş olmayacağının hepimiz farkındayız. Bu süreçten bir şekilde yenilenmiş, daha sağlıklı, daha verimli ve kendim ile ilgili daha olumlu hisler ile çıkarak kendime yeni bir normal yaratmak istiyorum.

Bunu yapabilirsem eğer, 33 yaşımın en güzel günlerinin geri dönmemek üzere harcamış olduğu hissinden olabildiğince uzaklaşabileceğime inanıyorum.

Mesai saatleri içerisinde; #DijitalÜrünYönetimi #DijitalTrendler ile ilgilenir. Mesai saatleri dışındaysa; #Edebiyat, #Öykü, #Roman, #ÇizgiRoman, #Oyunlar ve #Fenerbahçe ile zamanını geçirir. Dünyayı gezmeyi sever, gitmediği şehirlere gitmenin hayalini kurar.

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer